Anasayfa / Astrofizik / Schumann Rezonansı ve Sonuçları Nedir ?

Schumann Rezonansı ve Sonuçları Nedir ?

Schumann Rezonansı nedir?

İster inanın, ister inanmayın, Dünya dev bir elektrik devresi gibi davranmaktadır.Aslında atmosfer zayıf bir iletkendir ve eğer hiçbir şarj kaynağı olmasaydı var olan elektrik yükü yaklaşık 10 dakika içinde dağılırdı.Dünya’nın yüzeyi ve iyonosferin iç kısmı arasında 55km’lik bir boşluk bulunmaktadır.

Schumann Rezonansları bu boşlukta varolan ve aralarında az da olsa benzerlik gösteren elektromanyetik dalgalardır. Yaydaki dalgaların da olduğu gibi, her zaman mevcut değildirler, fakat incelenebilirliğin olması için reaktif olmak zorundadırlar. Dünyanın içsel faktörleri, kabuk ya da çekirdek tarafından oluşturulmamaktadır. Atmosferdeki elektriksel faaliyetlere ait gibi görünmekteler, özellikle şiddetli şimşek faliyetlerinin oluştuğu zamanlarda. 6 ila 50 devir / saniye arasındaki frekans değerlerinde meydana gelmektedir;

Schumann Rezonansı dramatik olarak artıyor. Gregg Braden, Dünya’nın Foton Kuşağı’ndan geçmekte olduğunun ve Dünya’nın dönüşünün yavaşladığının bilimsel kanıtını anlatarak Birleşik Devletler’in her yanında dolaşıyor ve medyayı geziyor. Aynı zamanda Dünya’nın rezonans frekansında (Schumann Rezonansı) bir artış var. Dünya’nın dönüşü durduğunda ve rezonans frekansı 13 devire ulaştığında, biz sıfır noktası manyetik alanında olacağız. Dünya’nın dönüşü duracak ve 2 ya da 3 gün içinde ters yönde tekrar dönmeye başlayacak. Bu, dünyanın etrafındaki manyetik alanlarda bir terslik meydana getirecek vb.

Jeofiziksel Durum # 1 : Dünya’nın Artan Temel Frekansı

Dünya’nın temel frekansı veya “kalp atışı”, (Schumann Rezonansı veya SR olarak adlandırılıyor), dramatik olarak artıyor. Bu değer coğrafik bölgelere göre değişmesine rağmen, asırlardır toplam ölçüm saniyede 7.8 devir olarak ölçülmüştü. Bir zamanlar bunun sabit olduğu düşünülüyordu; küresel askeri iletişimler bu frekans üzerinde geliştirilmişti. Son raporlar bu değerin 11 devir/saniye‘nin üzerine çıktığını ve yükselmeye devam ettiğini gösteriyor. Bilim, bunun neden gerçekleştiğini veya kaynağını bilmiyor. Gregg Braden, bu konuyla ilgili Norveçli ve Rus araştırmaclar tarafından toplanan verileri buldu; BU A.B.D.‘de geniş olarak rapor edilmemiş. (SR ile ilgili bulunan tek referans, hava durumu ile ilgili olarak, Seattle Kütüphanesinin referans bölümünde. Bilim SR‘ı sıcaklık değişimlerinin ve dünya çapında ki hava koşullarının hassas bir göstergesi olarak sunuyor. Braden SR’ın dalgalanmasının son yıllardaki hava durumu, seller, fırtınalarda bir faktör olabileceğine inanıyor.)

Jeofiziksel Durum # 2 : Dünya’nın Zayıflayan Manyetik Alanı

Dünya’nın “atış” hızı artarken, manyetik alanındaki güç zayıflıyor. New Mexico Üniversitesi’ndeki Profesör Bannerjee’ye göre, manyetik alan son 4000 yıldaki yoğunluğunun yarısını kaybetti. Ve manyetik kutup tersliğinin (manyetik kutupların ters olmasının) bir alameti/delili bu alan güçlülüğü olduğu için, Profesör Bannerjee bir diğer manyetik tersliğin gelmek üzere olduğuna inanıyor. Braden, bu devirsel Kaymalar manyetik terslikler ile birleştiğinden, Dünya’nın jeolojik kaydının tarihte daha önce işaret edilen manyetik terslikleri gösterdiğine inanıyor. Ve, çok büyük bir zaman skalası içinde, bunlardan sadece birkaç kez var. Schumann Rezonansı nedir? İster inanın ister inanmayın, Dünya dev bir elektrik devresi gibi davranıyor. Atmosfer gerçekte zayıf bir iletkendir ve yük kaynakları yoksa, onun mevcut elektrik yükü yaklaşık 10 dakika içinde yayılır/dağılır.Dünya’nın yüzeyi ile ve ionosferin 55 km. yukarısındaki iç kıyısı ile tanımlanan bir ‘cavity’ (boşluk) vardır. Herhangibir anda, bu boşlukta duran toplam yük 500,000 Coulomb’tur. Dünya yüzeyi ile iyonosfer arasında 1 – 3 x 10 ^ 12 Amper/m2 lik bir dikey akım/cereyan akışı vardır. Atmosferin rezistansı 200 Ohm’dur. Voltaj potansiyeli 200,000 volttur. Herhangi bir anda dünya çapında yaklaşık 1000 şimşekli fırtına vardır. Her biri 0.5 – 1 amper üretir ve ölçülen akımın bu toplam miktarı Dünya’nın ‘elektromanyetik’ boşluğunda akar. Schumann Rezonansları bu boşlukta mevcut olan elektromanyetik dalgaların hemen hemen sabit dalgalarıdır. Bir yayın/zembereğin üzerindeki dalgalar gibi, her zaman mevcut değildir, ama gözlenmesi için ‘tahrik edilmesi’ gerekir. Bu tahriklere Dünya’nın içindeki herhangibir şey, Dünya’nın kabuğu veya çekirdeği neden olmaz. Bunların atmosferdeki elektriksel aktivite ile ilgili olduğu, özellikle yoğun şimşek aktivitesi zamanı süresince, görülüyor. Bunların 6 ile 50 devir/saniye arasındaki bir çok frekansta gerçekleşiyor; özellikle 7.8, 14, 20, 26, 33, 39 ve 45 Hertz, günlük değişim yaklaşık 0.5 Hertz. Dünya’nın elektromanyetik boşluğunun özellikleri yaklaşık aynı kaldığı sürece, bu frekanslar da aynı kalır. Tahmini olarak, güneş patlamaları döngüsü nedeni ile bazı değişiklikler var, Dünya’nın iyonosferi 11 – yıllık güneş aktivitesine yanıt olarak değişir. Schumann rezonansları en kolay 2000 ile 2200 UT arasında görülebilir. Dünyanın atmosferinin bir yük, bir akım ve bir voltaj taşıdığı verildiği için, böyle elektromanyetik dalgaları bulmak şaşırtıcı değildir. Bu yeryüzü boşluğuna ait rezonant özellikleri ilk olarak Alman fizikçi W. O. Schumann tarafindan 1952 ile 1957 arasında tahmin edildi ve ilk kez 1954’te Schumann ve Konig tarafından keşfedildi. Bu fenomenin ilk spektral sunuluşu 1960’ta Balser ve Wagner tarafından hazırlandı. Son 20 yıldakı araştırmaların çoğu, denizaltılar ile Çok Düşük frekans iletişimini araştıran Donanma Departmanı tarafından yönetildi.

OLASI SONUÇLAR

  • 1. Biz Sıfır Noktasına yaklaştıkça zamanın hızlandığı görülür. 24 saatlik bir gün 16 saat veya daha kısa görünecek. Schumann rezonansının (ya da Dünya Ana’nın “kalp atışının”) binlerce yıldır 7.8 olduğunu, ancak 1980’den beri yükseldiğini hatırlayın. Şimdiki anda yaklaşık 12 devirdir. 13 devirde durur.
  • 2. Sıfır Noktası veya Çağlarin Değişimi binlerce yıl önce yasamış olan kadim insanlar tarafından tahmin edilmiştir. 26,000 yılın (Ekinox’un Prosessiyonu) her bir yarısı olan 13,000 yılda bir daima meydana gelen değişim de dahil olmak üzere, bir çok değişim meydana gelmiştir.
  • 3. Sıfır Noktası veya manyetik kutupların taklası muhtemelen yakında, birkaç yıl içerisinde gerçekleşecektir. Her 20 yılda bir 12 Ağustos‘ta gerçekleşen Dünya’nın dört devirli biyoritmi ile eşzamanlı olabilir. Bir sonraki gerçekleşme 12 Ağustos 2003‘tedir. Philadelphia Deneyi ve Montauk projesi (gizli askeri zaman yolculuğu) 12 Ağustos/20 yıllık biyoritime kilitlenmiştir.
  • 4. Sıfır Noktasından sonra Güneş‘in batıdan yükseleceği (doğacağı) ve doğudan batacağı söyleniyor. Bu değişimin geçmişteki oluşları eski kayıtlarda bulunmuştur.
  • 5. İlginç olarak, yeni Dünya Düzeni’nin 2003’te hayata geçeceği planlanmış. Bir çok faktöre ve gündeme bağlı olarak, bu gerçekleşebilir ya da gerçekleşmeyebilir. Merkezlenmiş olarak kalın ve sezginizi izleyin.
  • 6. Sıfır Noktası taklası muhtemelen bizi 4 ncü boyuta sokacak. 4 ncü boyutta, düşündüğümüz veya arzu ettiğimiz her şey hemen tezahür eder/gerçekleşir. Buna sevgi ve korku da dahildir. Bizim NİYETİMİZİN son derece önemi vardır.
  • 7. Bildiğimiz çoğu teknolojilerin işlerliği sona erecek. Muhtemel istisnalar ”Sıfır noktası” veya serbest enerji olarak bilinen teknolojiye bağlı olacak.
  • 8. Sıfır Noktasına yaklaştıkça fiziksel bedenimiz değişiyor. DNA’mız 12 ipliğe terfi edecek (DNA’mızdaki ipliklerin sayısı 12’ye çıkacak). Yeni bir ışık beden yaratılıyor. Daha sezgisel oluyoruz.
  • 9. Maya Takvimi şimdi gerçekleşmekte olan tüm değişimleri önceden tahmin etmiştir. Onlar teknolojinin ötesine geçeceğimizi ve doğanın ve Evren‘in doğal döngülerine geri döneceğimizi söylüyorlar. 2012 yılına kadar 5 nci Boyuta gireceğiz. ( Sıfır Noktasında 4 ncü Boyuta geçtikten sonra)
  • 10. Tüm bu bilgiler korku verici değildir. Işığın yeni çağını getirecek olan bu değişiklikler için hazırlanın. Korku temelli kavramların tamamen çözüneceği para ve zamanın ötesine ilerliyoruz.

Suyun Hafızasından Yeniden Oluşturulan DNA Dizisi

Dr. Luke Montanye tarafından 2011 yılında yapılan bir deney, yaşamın nasıl işlediğine dair anlayışımızı temelden değiştirdi.Montanye, tüm DNA’ları su örnekleri ile doldurulmuş test tüplerinden çıkardı ve bunları 7.83 frekansına maruz bıraktı.
DNA’sı olmayan su, hiçbir yaşam olmasa bile yeni moleküller üretti.Montanye, DNA’mızın, yaşadığımız Dünya’yı çevreleyen ve hepimizin bağlı olduğu görünmez elektromanyetik alan üzerinden iletişim kurduğunu teorileştirdi.
Bu araştırmanın sonuçları akıl patlamasıdır.Dünyanın elektromanyetik frekansının, gezegenimizde sadece yaşamı sürdürmede bir eli olmadığı, aynı zamanda onu yaratmaya da katıldığı görülmektedir.

 

Maya’lılarda Aztek’lilerde İnka’lılarda Sümer’lilerde Akad’lılarda buna benzer kaynak ve inanışlar bulunmakta olduğu gibi birçok MİT’lerde destanlar mevcuttur bu konu hakkında..Dolayısıyla şuradan şu sonuç çıkıyor; Bizler belli bir frekans düzeyinde titreşen varlık türleriyiz.Şuan ki frekans titreşimlerimizi içinde bulunduğumuz dünya’ya borçluyuz.Eğer ki bu Schumann frekans rözonansı belli bir süreçte artarak sabit kalsaydı bizim DNA’mız yeniden şekillenecek ve mental özelliklere sahip bilinçli varlıklar olacaktık.

NOT : Her geçen gün her yıl Schumann frekans düzeyi artmaktadır.
kaynakça:
GREGG BRADEN; “Sifir Noktasina Uyanış – Kollektif Inisiyasyon” kitabının yazarı. (Radio Bookstore Pres, Bellevue.W.A., 1997

Bu yazıya puan ver:

0

User Rating: 2.3 ( 3 votes)

Hakkında S3CMOD

Seçtiklerimiz :)

Neandertallerin İlkel Tür Olduğu Algısını Yıkan 6 Sebep

Antik kuzenlerimiz hakkında çok şey bildiğimizi mi sanıyoruz? Geçtiğimiz birkaç yılda yapılan keşifler, Neandertallere dair …