Anasayfa / ARKEOLOJİ VE TARİH / Filipinlerde Yeni Bir İnsan Türü Keşfedildi
Homo floresiensis “hobbit” kafatası ve modern insan kafatası karşılaştırması. C: Yousuke Kaifu

Filipinlerde Yeni Bir İnsan Türü Keşfedildi

Filipinler’in en büyük adası Luzon’da, modern insanlarla aynı zamanda yaşamış yeni ve garip bir insan türü bulundu.

 

Yaklaşık 67.000 yıl önce, Filipinler’deki Luzon’daki Callao Mağarası bilinmeyen bir insana ev sahipliği yapıyordu. C: Callao Cave Archaeology Project

Tuhaf bir yeni tür, insan ailesine katıldı. Filipinler’deki en büyük ada olan Luzon’daki bir mağarada bulunan insan fosillerinin arasında bulunan küçük azı dişleri, bu insanların küçük olduğunu gösteriyor. Kavisli parmakları ve ayak baş parmakları, ağaçlara tırmandıklarına işaret ediyor.

Homo luzonensis adı verilen bu tür, Neandertaller ve Denisovalılar da dahil olmak üzere, dünyanın çok sayıda arkaik insanın yaşadığı ve Homo sapiens’in Güneydoğu Asya’ya ilk ayak bastığı zamanlarda, yani 50.000-80.000 yıl önce yaşamıştı.

 

Arkeolog Adam Brumm, “Bu gerçekten sansasyonel bir keşif. Tüylerim diken diken oldu.” diyor.

Homo floresiensis “hobbit” kafatası ve modern insan kafatası karşılaştırması. C: Yousuke Kaifu

 

Keşif, alışılmadık bir başka eski insan türü olan ve Endonezya’daki Flores adasında bulunan küçücük Homo floresiensisleri anımsatıyor. Homo floresiensis türünün takma adı hobbitler.

Homo ayak kemikleri uzmanı Jeremy DeSilva ekip arkadaşları, Güneydoğu Asya adalarının, eski insanlar için bir çeşitlilik beşiği olabileceğinden ve Homo floresiensis gibi Homo luzonensis’in de bir adada izole kalmasından dolayı küçük vücutlar geliştirmiş olabileceğinden şüpheleniyor.

Paleoantropolog Armand Mijares’in liderliğindeki bir ekip 2007 yılında, Luzon adasındaki Callao Mağarası’nda bir metatarsal (ayağın üstündeki kemiklerden biri) buldu. 2010 yılında yayınladıkları araştırmaya göre, bu kemiğin şekli, cinsimizin bir üyesine ait olduğunu açıkça gösteriyordu. Uranyum oranları, kemiğin yaş aralığını 50.000 ila 80.000 yılları arasında, asgari yaşın ise muhtemelen yaklaşık 67.000 yıllık olduğunu gösterdi.

Parmak ve ayak kemiklerinin kavisli olması, tırmanmanın bu türler için hala önemli bir aktivite olduğunu gösteriyor. C: Florent Detroit

Mijares’in ekibi 2011 ve 2015’te bölgeye geri döndü ve “bonanza” adını verdikleri fosili buldu. Daha önce bulunan ayak kemiği parçası ile aynı katmanda, aynı bireyin sağ üst çenesinden beş diş, iki diş, iki parmak kemiği, iki ayak kemiği ve kırık bir kalça kemiği keşfedildi. Araştırmacıların söylediğine göre bu kemikler, muhtemelen hepsi aynı türden en az üç bireyi temsil ediyordu.

Dişler, diğer Homo türlerinde de bulunan benzersiz bir özellikler bütünü gösteriyordu. Küçük azı dişlerinin boyutu yaklaşık olarak bizimkilerle aynıydı, fakat bu dişlerin tek bir kökü değil, ilkel tür özelliği olarak iki ya da üç kökü vardı.

Paleoantropolog Florent Détroit, “Azı dişleri ise oldukça modern bir özellikle tek köklüydü ancak inanılmaz derecede küçüktü: sadece 10 milimetre uzunluğunda ve 8 milimetre genişliğinde.” diyor. Bu boyutlar, hobbit lakaplı Bu Homo floresiensis’inkinden bile daha küçük.

Homo luzonensis’e ait dişler. C: Callao Cave Archaeology Project

Détroit, “Diş boyutları vücut boyutları ile ilişkilidir, bu nedenle Homo luzonensis’in küçük vücutlu olması mümkün.” diyor. Ancak bunu kesin olarak bilebilmemiz için tüm halde kol veya bacak kemiği bulmamız gerekir.

Uzun ve kavisli parmaklar ve baş parmaklar, Lucy gibi Australopithecus türüninkine benziyor. Erken bir insan atası türü olan Lucy’nin, hem dik bir şekilde yürüdüğü, hem de ağaçlar arasında sallandığı düşünülüyor.

Paleoantropolog Tracy Kivell, “Bu parmaklar, büyük bir ihtimalle ağaçlara tırmandığını gösteriyor.” diyor.

Herkes bu dişleri ve iskelet parçalarını, ayrı bir tür olarak kabul etmeye hazır değil. Bu iskelet parçalarının, yerel olarak uyarlanmış bir nüfusa, mesela daha önceden Asya’da yaşayan Homo erectus’a ait olabileceği de düşünülüyor.

Paleoantropolog Susan Antón, “Ne dediklerini anlıyorum ama aynı zamanda daha fazlasını istiyorum.” Bir kafatası kemiği ya da Antik DNA yeni bir tür olup olmadığını ortaya çıkarabilir. Fakat DNA, mağaradaki gibi sıcak, nemli koşullarda hızla parçalanır ve söz konusu fosiller incelendiğinde Antik DNA’yı verecek hiçbir genetik materyal bulunamadı.

Homo luzonensis’in farklı bir tür olup olmadığı bir kenara, yüz binlerce yıl boyunca adada izole kalarak evrim geçirmiş olabilir. Luzon’daki kasaplık işlemleri görmüş gergedan kemikleri 700.000 yıl önceye dayanıyor, ancak araştırmacılar hangi insan türünün bundan sorumlu olduğunu henüz bilmiyor.

Mijares ve ekibi tekrar mağaraya geri döndü. İnsan hikâyesinin birçok parçası Güneydoğu Asya’nın adalarında gizleniyor olabilir.

Antón, insan evrimi söz konusu olduğunda, sandığımızdan çok daha az şey bildiğimizi söylüyor.

Science Magazine. Lizzie Wade. 10 Nisan 2019.

Makale: Florent Détroit, Armand Salvador Mijares, Julien Corny, Guillaume Daver, Clément Zanolli, Eusebio Dizon, Emil Robles, Rainer Grün & Philip J. Piper. 2019. A new species of Homo from the Late Pleistocene of the Philippines. Nature.

Hakkında kozmosungizemleri

Sizin İçin Seçtiklerimiz :)

51.Bölge Baskını ve Arkasındaki Gerçekler

1 Milyon kişinin katılım sağlayacağı 51. Bölge baskını canlı olarak yayınlanacak. Bildiğiniz üzere, Amerikan sosyal …